çirkin ördek büyüyor...

öss... kaç tane açılım yapabilirsiniz bu kısaltmayla ilgili? hayal gücünüze kalmış bu muhakkak,ama yaratıcılığınızın tavan yapacağı konusunda eminim...neyse bugün sevgili küçük kardeşim(!)de össnin kucağına bıraktı kendini.idealleri hayalleri planları ne kadar gerçekleşir henüz belli değil ama şu anda yıllardır gözünde çok büyüttüğü sınavın çok şey anlatır gibi görünsede aslında hiç bir şey ifade etmediğini anlama yolunda...

nasıl bir düzen ki bu hayatını a.b.c.d.e şıkları arasından seçiyorsun.üstelik doğrular üzerine kurmak istediğin ideallerin dört yanlışla yavaş yavaş siliniyor...neyse bunu yıllarca kaç kafa irdelemek istedi kimbilir,ama sonuç olarak elde var sıfır.koyun misali girdik çıktık işte sınavlara,hayatta bir sınavdı oysa diyerek felsefik kısma bağlamak isterdim ama şu anda bu değil bahsetmek istediğim...

benim bu soru cevap olayıyla başım dertte sayılır. doğru yerlerde doğru sorular soramıyorum zaman zaman,hele cevaplar bir o kadar yetersiz kalıyor ki analtılmak istenen çok yavanlaşıyor.bu sorunun varlığını üniversite birinci sınıfta sevgili türk dili hocamın kendinize 20 tane soru sorun demesiyle farkettim ki zaten kaldım o sınavdan.insan 20 soru denkleştiremezmi canım.gerçi şu an yine sor deseler yine çuvallarım sanki.şöyle kafa yoruyorum da öyle yirmi soru soracaksın ki kendine; seni tanımayan bir kişi hiç bir çaba sarfetmeden o cevaplarla seni tanıyacak...aslında eğlenceli bir oyun olabilir bu biraz üstünde durulursa!!peki ilk soru ne olur sizce?
çirkin ördek büyüyor...


sıcaklar beni benden almış durumda...
kolumu kaldırmak bile gelmiyor içinden...
su damacanasıyla aramızda duygusal bağ oluşmuş durumda...
denize aş eriyorum fena halde,iki gün olsa bile kabulüm...
nerde o üç ay tatil olan günler diyesim geliyor yaşlı teyzeler gibi...
karne alıp tatiline koşan okul çocuğu şenliğinde bir ruh hali arayışındayım...
gereğinin yapılmasını kendime arz ediyorum...
yoksa işe diye çıktığım yol istikametinden dümdüz ilerleyip bir sahil kasabasına yerleşmeyi çok fena aklımdan geçirmekteyim...
çirkin ördek büyüyor...



nasıl bi zaman bu yaşadığım.zehirli yaban otları sarıyor sağımı solumu,gösterişli çiçekleri olan...uzanıyorum koklamak için,canım acıyor.koparmak değil ki derdim,kokusunu almak koklayarak anlamak...güzel görüntü yetmiyor artık bana güzel kokular arıyorum...

neye inanacağımı bilemez oldum?sormak istediğim sorular var kafamda listelediğim.ama korkuyorum gerçekleri duymaktan...sinirleniyorum üzülüyorum hatta kahroluyorum duymadığım cevaplarını tahmin ettiğim sorulara...çünkü biliyorum ki sorulunca da incelecek köprüler cevap bulunca da...sormuyorum ama yaşıyorum...

eskiler en naif olanlarıymış yaşananların,eski kristaldense yenisi çin işi vazolardanmış...ama kristalin güzelliğini unutup yenilerin ucuz güzelliğine kapılmışız...gerçi paha biçilmezliği hayatın verdiğin değerle ilgili değil midir ki?

bir de çok özledim bu günlerde,burnumun direğinin sızısını duyarcasına...

iyi düşün ki uzak dursun karabasan...

herkes en iyisini yaşar umarım şu alengirli hayatta...

karman-çorman belki yazılanlar ama anlatılmaya çalışanlar
çirkin ördek büyüyor...

bu nasıl bir huzurdur yarabbim...insan böyle bir yerde çok yaşar az yaşlanır...
çirkin ördek büyüyor...


birileri süperlotodan altı bilmiş yok birileri diyerek haklarını vermemezlik etmiyeyim tam olarak iki kişi çıldırmış olmalı bu gece...son anda zengin olma hayalleriyle büfe de sıraya giren kuzenlere seslenmek istiyorum;noldu?:)hani para çıksaydı buralarda durmayacaktınız ve beni de çekip kurtaracaktınız ya, umutsuzlağa kapılmayalım oynamaya devam edelim...çünkü pek bir darlandım bu diyarlarda be kuzum...
çirkin ördek büyüyor...
hiçbişey bulamazsam içinde, en azından johnny(depp) abimin olsun ,kate(winslet) ablam olsun ,dustin(hoffman) amcam olsun, izler keyiflenirim diyerek elime alıp filmin sonunda off ya,vay be,iyiydi ama şeklinde nidalarda bulunduğum bir film olmuş...

peter panı yeniden okuma isteği doğuyor bir de insanın içinde...
çirkin ördek büyüyor...
yeni blog bol gürültülü olacaktı sözde,yazılacak paylaşılacaktı.başlangıç umut taşıyordu ama bendeki bu üşengeçlik herşeyin üzerini örttü.aslında anlatasım var ama bi o kadarda yazmak istemiyorum.işte bu kadarda karışığım:)
şubat bitiyor ama bende yazılan tek bir satır yokmuş sarsılarak farkettim bunu...bu kadarmı boş geçer zaman ya.valla saksıdaki bitki enerjisine denk bir hızla yaşıyorum...bir o kadar da adamsendeciyim...
şöyle bir durum özeti yapmak istiyorum kendime ve ilgilenenlere...(sanırım bu daha çok kendime olacak)
son bir ay içerisinde olanlar diyerek başlık açmak istiyorum,blog benim ya istediğim gibi at koşturabilirim nede olsa...beğenmeyenler diğer sayfalarda takılın diyorum...(bu kadar da küstah olabilirim:))
beğenmeyenler dedim de geçenlerde bloguma gelen bir yok yok iki yorumu da blogseverlerle paylaşmak istiyorum...

''Tesadüfen bir iki blog gördüm.Okuduğum kadarıyla hepsi birbirinden iğrenç.Demekki asosyal zamanını bilgisayarın başında geçiren insanların yeni hobisi blog oluşturmak.Bırakın bu işleri normal insanların arasına dönün,ordan burdan derleme toplama iki şiirle nobel edebiyat ödülümü alacağınızımı sanıyorsunuz.Kopyala yapıştır hepsi bu son olarak bu yorumu yayınlada cesaretini görelim. ''

''Kardeşim hiç işiniz gücünüz yok mu sizin.Yok ip atladım yok ciklet çiğnedim.Günlük yaptığınız sıradan şeyleri abartılı bir şekilde yazıyorsunuz arayada edebi bir iki şiir,bu mudur olay aman ne kadarda entellektüelsiniz ha ha ha.Ayrıca dinlediğin şarkılarada baktım hiçbiri beş para etmez zaten favori sanatçılarından belli oluyor ne kadar karizma olduğun.Memleketin yarısı brad pit diğer yarısıda angelina jolie herkes tutturmuş bir yol gidiyor. ''

katilin elbet bir kez daha cinayet mahaline döneceği mantığından hareket ederek hatrı kalmasın diye yayınlıyorum. sayın yorumcu sırf benim üşengeçliğimden dolayı zamanaşımına uğradığı için biraz etkisini yitirdi ama idare et demek istiyorum...bir de brad pit-angelina jolie isimlerini içeren cümlenin ne anlatmak istediğini soruyorum-soruşturuyorum...

neyse gelelim durum özetine...görüşmediğimiz daha doğrusu görünmediğim bu sürede bünyeye bir iki kilo kazandırdım,film arşivine üç beş film daha ekledim.bir iki okunmadık kitabım daha oldu,yeni okunası bloglar buldum,yine şehir dışına çıkamadım,sevgilimin askere gidebilme sürecini takip ettim,biraz daha yaşlandığımı hissettim,artık spora başlama zamanı geldi diye düşündüm ama bir girişimde bulunmadım,her pazartesi diyete başlayıp salı can boğazdan gelir diyerek teselliye girdim,indirimler beni benden aldı ama kendimi frenleyerek sınırlı sayıda faidelendim,bir iki defa tabu xl müsabakasına katıldım aile içi şiddet örneklerini gördüm,sabahları uyanmakta zorlanır oldum,hasta olmaktan bir iki defa yırttım,eğer reenkarnasyon diye bişey varsa çizgifilm ciddiyetinde bişeyler yapmak istedim,artık kolay kolay şaşıramadığımı farkettim,hayatın anlık sallantıları barındırdığını ama benim deprem dede olgunluğunda karşılar olduğumu gördüm.biraz üzüldüm biraz yalnız hissettim,çokça kanıksadım,offf deme şükür de söylemine kendimi inandırdım...aslında aynı hamam aynı tas statüsünden ileriye gidemedim...